ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İDARİ YARGIDA İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN VEYA TAMAMEN KABULÜ HALİNDE TEMYİZ PARASAL SINIRININ ALTINDA KALINMASI NEDENİYLE TEMYİZ YOLUNA BAŞVURULMASINI ENGELLEYEN YASA HÜKMÜ ANAYASA’YA AYKIRI BULUNDU.

3 Temmuz 2025 | Yargı Kararı

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) ’nun ve 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“6545 sayılı Kanun”)’un 19. maddesiyle başlığı ile değiştirilen 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” ifadesi Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. İptal kararı, 26/06/2025 tarihli 32938 sayılı Resmî Gazete yayımlanmıştır. Buna göre;

İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

“İstinaf:

İYUK Madde 45 — (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.)

  1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
  2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
  3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun- bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
  4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir, İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olmadan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
  5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.
  6. Bölge idare mahkemelerinin 46’ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.(Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.
  7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.
  8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.”

 

İYUK’un 45. Maddesinde idari yargıda istinaf kanun yoluna ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. İlgili maddede, konusu otuz bir bin Türk Lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve iptal davaları ile ivedi yargılama usulüne tabi davalar hariç olmak üzere, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabileceği düzenlenmiştir. İYUK’un 45. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması hâlinde istinaf başvurusunu reddedeceği ve karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verdiği belirtilmiştir.

İYUK’un 45. maddesinin dördüncü fıkrasında da, bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Buna karşılık İYUK’un 46. Maddesinde ise temyize açık olmayan bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olduğunu düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi (“Mahkeme”) itiraz konusu kuralın, özellikle istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edildiği durumlarda verilen kararların da kesin olduğuna değinmiştir.

İptal kararının gerekçesi şu şekilde belirtilmiştir;

İtiraz konusu kuralla, bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan kararlarının davayı kesin olarak sona erdirmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, istinaf merciinin istinaf talebinin kısmen veya tümden kabulüne karar vererek yargılamayı kesin hükümle sonuçlandırabildiği, bu durumda kural uyarınca anılan kararlara karşı temyiz yolunun başvurulmasına imkân yer verilmediği vurgulanmıştır. Kuralın ilk derece mahkemesinden farklı olarak verilmiş yeni karara karşı kanun yoluna başvurma imkanını ortadan kaldırdığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 36. Maddesine aykırılık teşkil ettiği başvurucu tarafından ileri sürülmüştür.

Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ise aşağıdaki şekilde belirtilmiştir;

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de başvuru konusu incelenmiştir. İnceleme kapsamında Mahkeme tarafından Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün, yalnızca mahkemelere başvurma hakkı değil, aynı zamanda mahkemelerin verdiği kararların üst yargı mercilerince denetlenmesini talep etme hakkını da içerdiği açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda, bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde esasa girerek verdiği kararların temyize kapalı olması, bireylerin adil yargılanma ve kararların üst derecede denetlenmesi hakkını sınırlandıran bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Mahkeme tarafından, temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca kanunla ve Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine uygun biçimde getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede incelenen kuralın kanuni bir düzenlemeye dayanması ve açık, belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekmektedir.

Kararda, temyiz hakkının kapatılması ile Danıştay’ın iş yükünün azaltılması, yargılamaların daha kısa sürede ve daha az masrafla sonuçlandırılması gibi gerekçelerin anayasal bakımdan meşru amaçlar teşkil edebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 141. maddesinde, davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafından bu hedeflere ulaşmak için daha az sınırlayıcı yolların tercih edilmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla mevcut düzenlemenin ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık bakımından sorun taşıdığı belirtilmiştir.

Mahkeme özellikle, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak esasa ilişkin yeni bir karar verdiği hâllerde, bu kararların temyize kapalı olmasının, bireylerin hakları üzerindeki etkisinin dar bir alanda olacağını vurgulamak istemiştir. Bu hallerde bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi gibi hareket etmekte ve uyuşmazlığın esasına ilişkin yeni bir karar vermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi tarafından, istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek esasa girilerek karar verilmesi hâlinde, bu kararların temyize kapalı olmasının hak arama özgürlüğüne orantısız bir müdahale oluşturduğu ve Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna karar vermiş ve iptalinin gerektiği belirtilerek İYUK’un 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunu’nun 19. maddesiyle başlığı ile değiştirilen 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü” hali yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline 27/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.

İlgili Resmî Gazete kararına ulaşmak için tıklayınız.

Bilgilerinize Sunulur.

Saygılarımızla,

DEMİR HUKUK BÜROSU